Ortak Dikkat
Ortak dikkat, çocuğun bir başka kişinin örneğin annesinin baktığı yere bakarak, annesinin baktığı nesne üzerine dikkatini vermesine veya çocuğun dikkat verdiği nesneyi işaret ederek annesini bu nesneye yönlendirip anne ve nesne arasındaki eşgüdüm ile üçlü temsil oluşturabilmesine olanak sağlayan bilişsel kapasite olarak ifade edilebilir.(Stone ve ark. 1998, Flavell 1999, Brüne ve Brüne-Cohrs 2006, akt; Şahin ve ark., 2019). Zihin kuramının gelişimsel olarak kendisini ilk kez bu ortak dikkat yeteneğinde 18. ay civarında gösterdiği kabul edilmektedir. 18. aydan önce bebekler “annenin oyuncağı gördüğü” gerçeğini belki anlayabilirlerken, 18 ay civarında “anne benim gördüğüm oyuncağı görüyor” şeklinde anlamaya başlar. Ortak dikkat özellikle farklı kişilerin farklı şeylere aynı zamanda dikkat edebileceği ve dikkatin birinin ilgileri ile buluşabilmek için “yönlendirilebileceği” gerçekliğini yansıtmaktadır (Baron-Cohen 1989, Stone ve ark. 1998, akt; Şahin ve ark., 2019).
Zihin Kuramı
Zihin Kuramı, bireylerin başkalarının inançlarını, niyetlerini, arzularını ve bilgilerini anlama yetisini ifade eden bir kavramdır. Bu kuramın temelleri, Jean Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına dayanmakla birlikte, bilimsel anlamda ilk kez 1978 yılında Premack ve Woodruff tarafından ele alınmıştır. Premack ve Woodruff, zihin kuramının yalnızca insanlara özgü olup olmadığını araştırmak amacıyla bir şempanze üzerinde deneyler gerçekleştirmiştir.Sonucunda, şempanzelerin başkalarının zihinsel durumlarını anlama yetisine sahip olabileceğini düşündürmüştür. Premack ve Woodruff’un çalışması, zihin kuramının yalnızca insanlara özgü olmadığını ve belirli seviyelerde hayvanlarda da görülebileceğini ortaya koyan önemli bir adımdır. Ancak daha sonraki araştırmalar, özellikle çocuk gelişimi bağlamında zihin kuramının evrelerini ve insanlarda nasıl ortaya çıktığını daha detaylı bir şekilde incelemiştir.
Zihin kuramı becerileri, çocuklarda ilk olarak Wimmer ve Perner (1983) tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmacılar, çocukların başkalarının zihinsel durumlarını algılama ve anlama yetilerini ölçmek amacıyla beklenmedik transfer testi kullanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, çocuklar 4 yaşından itibaren başkalarının inançlarını ayırt edebilme yetisini geliştirmeye başlamaktadır (Wimmer ve Perner, 1983). Zihin kuramı bozuklukları ise ilk kez Baron-Cohen (1985) tarafından incelenmiş olup, otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve diğer yaygın gelişimsel bozuklukları olan çocuklarda psikopatolojik bir özellik olarak tanımlanmıştır. Baron-Cohen’in çalışmaları, otizmli bireylerin başkalarının inanç ve niyetlerini anlama süreçlerinde belirgin güçlükler yaşadığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, otizmin temel belirtilerinden birinin zihin kuramı eksikliği olabileceğini göstermiştir. Zihin kuramı, kişilerarası iletişimde önemli bir beceri olan başkalarının isteklerini, inançlarını ve duygularını anlama yeteneği olarak tanımlanmış ve otizm tanısı almış çocuklarda bu becerilerin bozulduğu gösterilmiştir (Baron-Cohen ve ark. 1985).
Zihin Kuramının Gelişimi
18 Ay-3 Yaş
Brüne ve Brüne-Cohrs’un çalışmalarına göre, Zihin kuramı becerileri, erken çocukluk döneminde belirgin değişimler göstermekte olup, özellikle 18. aydan itibaren çocukların başkalarının amaçlarını ve isteklerini anlama yetilerinde gelişmeler gözlemlenmektedir. Bu süreçte, zihin kuramının önemli aşamalarından biri de hayal gücüne dayalı oyunların başlamasıdır. 18-24 ay aralığında çocuklar, gerçek ile temsili durumlar arasındaki farkı ayırt ederek “–mış gibi” oyunlarını oynayabilmekte ve bu sayede üst temsiller geliştirmektedir. Bu dönemin aynı zamanda dil gelişiminin hız kazandığı bir evre olduğu kabul edilmektedir. 18-24 aylık yürümeye yeni başlamış çocuklar, gerçek ile sahte olan arasındaki farkı keşfetmekte ve hayali oyun becerilerini geliştirmektedir. Zihin kuramı gelişiminde kritik bir rol oynayan bu süreç, ayrıştırma kavramı ile açıklanmaktadır. Bu bağlamda çocuklar, bir nesneyi ilk kimliğinden ayrıştırarak ona temsili-geçici bir rol atayabilmektedir. Örneğin, bir saç fırçasını mikrofon gibi kullanmak, bu tür ayrıştırma mekanizmalarının gelişimine işaret eden önemli bir göstergedir (Leslie, 1987; Frith ve Frith, 2003; Brüne ve Brüne-Cohrs, 2006).
4-6 Yaş
Erken çocukluk döneminde, çocuklar kendileri ile başkalarının inançlarını ayırt etme konusunda sınırlılıklar göstermektedir. 3-4 yaşına kadar çocuklar, diğer bireylerin kendi bilgi ve inançlarına benzer bilgilere sahip olduğunu varsaymakta ve farklı perspektifleri algılamakta zorlanmaktadır. Ancak yaklaşık 3 yaş civarında, çocuklar fiziksel durumlar ile zihinsel durumlar arasındaki farkı daha net bir şekilde ayırt etmeye başlamaktadır. Bu gelişimsel ilerleme, çocukların basit nedensel ilişkiler kurarak başkalarının kendilerinden farklı inançlara, isteklere ve duygulara sahip olabileceğini anlamalarına olanak tanımaktadır. Aynı zamanda, bu dönemde çocuklar başkalarının yanlış inançlara sahip olabileceğini de kavramaya başlamaktadır. Baron-Cohen ve arkadaşları tarafından yapılan deneysel çalışmalar, 3 yaşındaki çocukların birinci düzey yanlış inançları anlama yetisini kazanmaya başladığını göstermektedir (Stone ve ark., 1998; Frith ve Frith, 2003; Brüne ve Brüne-Cohrs, 2006). 3-4 yaş civarında, çocuklar kendileri ile başkalarının inançlarını ayırt etmekte zorlanırken, 4-5 yaş aralığında başkalarının kendilerinden farklı inançlara ve duygulara sahip olabileceğini kavramaya başlarlar. Baron-Cohen ve arkadaşlarının çalışmaları, 3 yaşındaki çocukların birinci düzey yanlış inançları anlamaya başladığını ortaya koymuştur (Frith ve Frith, 2003). 6 yaş itibariyle, çocuklar başkalarının düşünce ve niyetlerini algılama becerisi kazanmaya başlar ve metafor ile ironiyi anlamaya yönelik yetiler gelişir. Ortak dikkat mekanizması 14. ay civarında oluşurken, 48. ayda zihin kuramı mekanizması önemli ölçüde gelişmiş kabul edilir (Baron-Cohen, 2005).
Zihin Kuramı Sosyal İlişkileri Nasıl Etkiler ?
Zihin Kuramı Eksikliğinde Neler Görülür ?
Yanlış anlaşılmalar (örn. biri “şaka” yapınca alınmak) ,empati eksikliği (arkadaşlık ilişkilerinde zorluk) ,sosyal izolasyon (oyunlara alınmama) ,konuşma sırasında sıra bekleyememe, konudan sapma, alay edilip fark etmemek / istemeden kırmak
Kimlerde Daha Belirgindir?
Otizm Spektrum Bozukluğu/ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dağdelen (2021), Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı almış ergenlerin zihin kuramı ve duygusal düzenleme becerileri, sağlıklı kontrol grubuna göre daha zayıf bulunmuştur.
Şizofreni / Sosyal Anksiyete Bozukluğu
Meta-analiz çalışmalarında 1500’den fazla katılımcı içeren bir araştırmada, zihin kuramı becerilerinin şizofreni hastalarında anlamlı derecede zayıf olduğunu göstermiştir. Bu zayıflık hem yanlış inanç görevlerinde hem de niyet anlama görevlerinde görülmektedir (Bora ve ark., 2006) . Negatif belirtileri ağır olan hastalar en yüksek düzeyde zihin kuramı yetersizliği sergilemektedir. Şizofreni hastalarında zihin kuramı eksiklikleri, sosyal işlevselliğin zayıflamasına neden olmaktadır. Bu durum, sosyal motivasyonun yüksek olduğu bireylerde bile sosyal yetkinliği düşürebilmektedir .
Son çalışmalar, sosyal anksiyete bozukluğu tanısı almış bireylerin zihin kuramı (ZK) görevlerinde sağlıklı kontrollere kıyasla önemli ölçüde bozulduğunu ortaya koymuştur (Öztürk ve ark., 2020).
Zihin Kuramını Geliştirmek İçin Neler Yapılabilir ?
- Zihin Durumu Dilini Kullanma
- Çocukla konuşurken sık sık şu ifadeleri kullan:
- “Sence ne düşünüyor olabilir?”
- “O bunu neden yaptı?”
- “Sen olsaydın ne hissederdin?”
- Amaç: Çocuğun başkalarının düşünce, duygu ve niyetlerini fark etmesini sağlamak.
- Rol Yapma ve Kukla Oyunları
- Kuklalarla dramatizasyon:
- “Şimdi bu kukla üzgün ama neden üzgün olduğunu sen anlat.”
- Rol değiştirme ile çocuk başka bakış açılarını deneyimler.
- Kitap Okuma + Duygu Sorma
- Hikaye kitapları sırasında:
- “Bu karakter ne hissediyor olabilir?”
- “Sence şimdi ne yapmak istiyor?”
Görsel destekli hikaye kartları özellikle faydalıdır.
KAYNAKÇA
BORA, İ. E., Eryavuz, A., Kayahan, B., Sungu, G., & Veznedaroglu, B., (2006). Social functioning, theory of mind and neurocognition in outpatients with schizophrenia; mental state decoding may be a better predictor of social functioning than mental state reasoning. PSYCHIATRY RESEARCH , vol.145, no.2-3, 95-103.
Baron-Cohen, S., Leslie, A., & Frith, U. (1985). Does the autistic child have a “theory of mind”?. Cognition, 21(1), 37-46.
Dağdelen F. (2021). Decreased Theory of Mind Abilities and Increased Emotional Dysregulation in Adolescents With ASD and ADHD. Alpha psychiatry, 22(2), 100– 105. https://doi.org/10.5455/apd.135050
Horak, F. B. (2006). Postural orientation and equilibrium: what do we need to know about neural control of balance to prevent falls?. Age and ageing, 35(suppl_2), ii7-ii11.
Öztürk, Y., Özyurt, G., Turan, S., Mutlu, C., Tufan, A. E., & Akay, A. P. (2020). Relationships Between Theory of Mind (ToM) and Attachment Properties in Adolescent with Social Axiety Disorder. Noro psikiyatri arsivi, 57(1), 65–70. https://doi.org/10.29399/npa.24757
Şahin, B., Bozkurt, A., Usta, M. B., Aydın, M., Çobanoğlu, C., & Karabekiroğlu, K. (2019). Zihin kuramı: gelişim, nörobiyoloji, ilişkili alanlar ve Nörogelişimsel Bozukluklar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 11(1), 24-41.
Wimmer, H., & Perner, J. (1983). Beliefs about beliefs: Representation and constraining function of wrong beliefs in young children’s understanding of deception. Cognition, 13(1), 103-128.
Sena SERT