RUH SAĞLIĞINDA STİGMA (DAMGALANMA)

Görünmeyen Engeller:

Birbirimize bastığımız mühürler

STİGMA NEDİR?

Stigma” kelimesi, Antik Yunanca “στίγμα” (stígma) kelimesinden gelir.Bu sözcük, kölelerin, suçluların veya toplum dışı bırakılan kişilerin bedenine kazınan işaret anlamına gelir.Bu işaret, kişinin “normal” bireylerden farklı ve aşağı görüldüğünü gösterirdi. Yani hem görsel hem de toplumsal dışlama içeren bir kavramdır.

Sosyolog Erving Goffman, stigma kavramını akademik literatüre kazandıran en önemli isimdir.“Stigma’yı şöyle tanımlar:> “Stigma, bireyin toplum tarafından kabul gören normlara uymadığı için, ‘bozulmuş kimlik’ olarak algılanmasına yol açan bir durumdur.”Goffman’a göre stigma, kişinin sosyal kimliği ile toplumsal beklenti arasındaki uyuşmazlık sonucu oluşur ve bireyin itibarı zedelenir.

Stigma, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal ve yapısal düzeyde de ele alınması gereken derin bir psikososyal sorundur. Goffman’dan Corrigan’a kadar uzanan bu kuramsal çerçeve, ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerin etik, duyarlı ve farkındalık temelli yaklaşım geliştirmesini gerekli kılar.

STİGMA NEDEN ÖNEMLİ?

Ruh sağlığı hizmetine erişimi engeller.

Bireyin iyileşme sürecini yavaşlatır.

Profesyonel destek aramayı geciktirir.

Toplumsal dışlanma ve yalnızlık duygusunu artırır.

RUH SAĞLIĞI ALANINDA STİGMA

Ruh sağlığı alanında stigma, bireyin ruhsal hastalık tanısı alması veya bu alanda yardım arayışı içinde olması nedeniyle toplum, kurumlar veya kendisi tarafından olumsuz şekilde etiketlenmesi, ayrımcılığa uğraması veya dışlanması sürecidir.

RUH SAĞLIĞI STİGMASININ ÖZELLİKLERİ

  1. Etiketleme Süreci

Birey, aldığı tanı üzerinden “hasta”, “dengesiz”, “tehlikeli” gibi sıfatlarla anılır.Tanı, bireyin tüm kimliğini gölgede bırakabilir (örneğin, “şizofren” etiketi, bireyin öğrenci ya da ebeveyn kimliğini siler).

  1. Toplumsal Stereotipler

Ruhsal hastalıkların kalıcı ve tedavi edilemez olduğu inancı.Bu bireylerin mantıksız, agresif, ya da işlevsiz olduklarına dair önyargılar.

  1. Medyanın Rolü

Sinema, haberler, sosyal medya: Ruhsal bozukluğu olan bireyler sıkça tehlikeli, dengesiz, ya da şiddet yanlısı olarak gösterilir.(Wahl, 1995; Stuart, 2006)

  1. Gizleme Davranışları

Bireyler, damgalanma korkusuyla hastalıklarını gizleyebilir.Bu durum tedavi arayışını geciktirir ve belirtilerin kronikleşmesine neden olabilir.

Ruh sağlığı alanındaki stigma, bireyin sadece hastalık deneyimini değil, toplumla kurduğu ilişkiyi, tedavi sürecini ve iyileşme kapasitesini de derinden etkiliyor.

STİGMANIN TÜRLERİ

Toplumsal Stigma(“Ruhsal hastalığı olan insanlar tehlikelidir.”“Terapiye giden biri zayıf biridir.”)

Kendi Kendine Yönelik Stigma (Self-stigma)(“Ben zaten hasta biriyim, kimse beni sevmez.”“Psikolojik destek alırsam zayıf olduğum anlaşılır.”)

Kurumsal Stigma (İstihdamda, sağlık hizmetlerinde)(Ruh sağlığı hizmetlerinin yetersiz finanse edilmesi.Psikolojik sorunları olan bireylerin istihdamda dezavantajlı görülmesi.

Yapısal Stigma (Yasa, politika ve sistem düzeyinde) (Bir ebeveynin “çocuğu depresyonda” diye ayıplanması.Terapistlerin “sorunlu bireylerle çalışıyor” diye etiketlenmesi.)

STİGMANIN BİREYSEL ETKİLERİ

Benlik Saygısı    Kişi kendini değersiz, başarısız ve istenmeyen biri olarak görebilir. (Link et al., 1989)

Yardım Arama Davranışı              Damgalanma korkusu, bireylerin psikolojik destek aramasını engeller. (Vogel et al., 2007)

İyileşme Süreci  Kendi kendine yönelik stigma, tedaviye veya terapiye yönelik motivasyonu azaltır. (Corrigan & Rao, 2012)

İş ve Sosyal Yaşam          Ruhsal hastalık öyküsü olan bireylerin işe alınma ve sosyal ilişki kurma oranı düşüktür. (Thornicroft, 2006)

ÖRNEK BİR STİGMA (Bir şizofreni tanısı almış birey)

”Hastaneye grup tedavisine gittiğim günler, yolda bir tanıdıkla karşılaşmamak için hep yerlere bakıyorum. Nereye gittiğimi bilsinler istemiyorum. Çünkü bu ülkede şizofreni hastasının ikinci, üçüncü sınıf değil, onbirinci sınıf vatandaş olarak görüldüğünü biliyorum.” “Arkadaşlarım şizofreni hastasıyım diye bana farklı davranmaz, ama kahvehanedeyken onların yanında ilacımı içmem, her defasında kalkıp tuvalete giderim.” “Belediye otobüsünde özürlü kartımı gösterdiğimde şoför gözleriyle beni muayene ediyor, neresi eksik diye bakıyor. Rencide oluyorum. Kartı kullanmaktan vazgeçtim.” “Amcam sen ne diye namaz kılıyorsun ki, senin gibilerin namazı kabul olunmaz diyor.” “Kapıcı selamımı almıyor, komşular yokmuşum gibi davranıyor.” “İşimi iyi yapıyordum, ama tedavi gördüğümü öğrenmişler, sözleşmemi yenilemediler.” “Bu hastalık görünmez bir barikat gibi, bana ulaşamıyorlar.”

RUH SAĞLIĞI UZMANLARI DA STİGMA YAŞAYABİLİR Mİ?

Psikoloji literatürü, ruh sağlığı uzmanlarının da kişisel, mesleki ve yapısal düzeyde stigma deneyimleyebileceğini açıkça ortaya koyar. Bu durum, hem kendi iyi oluşlarını hem de danışanlarına sunabilecekleri hizmetin kalitesini etkileyebilir.

Birçok çalışma, psikologlar, psikiyatristler veya psikolojik danışmanlar gibi profesyonellerin de tıpkı toplumdaki diğer bireyler gibi depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres bozukluğu gibi problemler yaşayabildiğini ortaya koymaktadır

Ruh Sağlığı Sorunu Olan Uzmanların Yaşadığı Stigma

Mesleki yeterliliklerinin sorgulanmasından korktukları için yardım aramakta zorlanabilirler.

“Ben başkalarına yardım eden biriyim, ama kendim sorun yaşıyorum” şeklinde bir içsel çatışma (self-stigma) yaşayabilirler.

Yardım istemek, bazı meslektaşlar tarafından zayıflık ya da profesyonel yetersizlik olarak algılanabilir.

STİGMA İÇİN KULLANILAN TERAPİ TEKNİKLERİ

  1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Teknikleri

Öz-stigma (self-stigma) ile başa çıkma

Amaç: Danışanın kendisi hakkında içselleştirdiği olumsuz inançları değiştirmek

 

  1. Farkındalık Temelli Terapiler (Mindfulness & ACT)

Stigmanın neden olduğu kaygı, utanç ve kendini yargılama duygularını hafifletme

Amaç: Damgalayıcı düşüncelerle savaşmak yerine onları fark edip kabullenmek

 

  1. Anlatı Terapisi (Narrative Therapy) Kişisel kimliği yeniden yapılandırma

Amaç: Hastalık merkezli değil, değer ve direniş odaklı bir hikâye inşa etmek

 

  1. Grup Terapisi Teknikleri Sosyal izolasyonu azaltmak ve paylaşımı teşvik etmek

Amaç: Diğerlerinin de benzer deneyimler yaşadığını fark ettirmek, aidiyet duygusu sağlamak

STİGMA İÇİN MÜDAHALE YÖNTEMLERİ

Eğitim   Bilgi eksikliğini gidermek amaçlanır.

Bireye Ruhsal Temas      Önyargıyı empatiyle kırmak amaçlanır. (ruhsal hastalık yaşamış bireylerin doğrudan deneyimlerini paylaşmaları temellidir.)

Dil Kullanımı      Etiketlemeyi azaltmak amaçlanır.

Meslek içi eğitim             Profesyonel farkındalık kazanmak amaçlanır.

Kampanyalar     Toplum genelini etkilemek amaçlanır.

LİTERATÜRDEN ÖRNEK ARAŞTIRMALAR

1.200 kişi üzerinde yapılan çalışmada, psikolojik yardım almış bireylerin %67’si toplumdan en az bir kez damgalayıcı bir tutumla karşılaştığını bildirmiştir. Corrigan et al. (2000)

Almanya’da yapılan bu çalışmada halkın %42’si şizofreni tanısı olan biriyle aynı apartmanda yaşamak istemeyeceğini belirtmiştir. Angermeyer & Matschinger (2005)

Self-stigma’nın şizofreni tanısı olan bireylerde iyileşme düzeyini doğrudan düşürdüğü saptanmıştır. Yanos et al. (2008)

Üniversite öğrencilerinde yapılan araştırma, ruhsal destek arayan öğrencilerin %60’ının “arkadaşları tarafından yargılanmaktan korktuğu” için yardım almadığını ortaya koymuştur.Türkiye’den:Ögel et al. (2016)

Etiketleme Bir Tanı Değil ,Bir Dışlamadır

“Stigma, sadece yanlış bilgiyle değil, suskunlukla da beslenir.Bilgiyle, temasla, empatiyle ve cesaretle bu suskunluğu bozabiliriz.”— Patrick Corrigan

Ruh sağlığı uzmanları olarak hem danışanlarımızda hem de kendi mesleki pratiğimizde stigmaya karşı farkındalık, dil hassasiyeti ve etik duyarlılık geliştirmemiz şart.

Ayşe TANBOĞA

0 0 Puanlar
Puanlayın
Ücretsiz Ön Görüşme
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x