Biriktirme bozukluğu (hoarding), DSM-IV-TR’de OKB’ye eşlik eden bir belirti olarak yer almıştır.

DSM-5’te ise Obsesif Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar başlığı altında yer almaktadır.

Biriktirme Bozukluğu için DSM-5 Kriterleri:

Biriktirme bozukluğu, gelecekte bir gün işe yarar düşüncesiyle, sahip olunan şeylerin değerine bakılmaksızın, sağlıksız hatta kullanılmayan tüm eşyaların, ihtiyaç gerekçesiyle elden çıkarılmaması ve birikme durumudur.

Peki bunu psikolojik bir rahatsızlık yapan nedir?

Bu insanlarda eşya toplama sorunun sadece bir kısmıdır.

Daha önemli olan kısımsa aslında diğer insanların değer vermeyeceği bu eşyalardan kurtulmada onları atmada zorlanmalarıdır. Eşyalarına ciddi derecede bağlıdırlar ve onlardan ayrılma konusunda direnç gösterirler.

Biriktirme bozukluğuna sahip kişiler sahip oldukları eşyaları daha sonra ihtiyaçları olabileceği düşüncesiyle kaybetmekten korkarlar ve sahip olduklarına büyük bir önem verirler. Bireyin yaşam alanları giderek bu eşyalarla kaplanır, kendisine yaşam alanı kalmaz.

Araştırmalara göre istifleme bozukluğu olan kişiler üç gruba ayrılır:

  1. İçgörüsü iyi ya da oldukça iyi: Kişi istiflemeyle ilgili davranışlarının (nesnelerden vazgeçmede zorluk çekme, dağınıklık, aşırı satın alma) problemli olup olmadığının ayrımını yapabilen kişiler.
  2. İçgörüsü kötü: İstifleme ile ilgili davranışlarının (nesnelerden vazgeçmede zorluk çekme, dağınıklık, aşırı satın alma) aksi kanıtlara rağmen, çoğunlukla problemli olmadığını düşünenler.
  3. İçgörüsü yok/sanrısal inanışlar: Biriktirme davranışlarının (nesnelerden vazgeçmede zorluk çekme, dağınıklık, aşırı satın alma) problemli bir durum olmadığına kendilerini inandırmış kişiler.

Ruhsal Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabı – 5. Baskı (DSM-5, Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013) Biriktirme Bozukluğu Tanı Ölçütleri

Biriktirme Bozukluğunun Belirtileri

Biriktirme Bozukluğunun Nedenleri

Yalnız yaşamak, evlenmemiş olmak veya ailelerinin diğer üyeleri ile zayıf bir ilişkisi olmak, ilgiden yoksun bir çocukluk geçirmiş olmak ve maddi nesnelerin eksikliğini hissetmek, ailede istifleme geçmişine sahip olmak, darmadağın bir evde büyümek ve öğeleri düzene sokmayı öğrenmemek istifçiliğe neden olan duygusal nedenler arasında sayılabilmektedir.

Sevdiklerinin ölümü gibi ağır travma yaşayan bireyler de üzüntüden ve stresten kaçarken istifçi hale gelebilmektedir. Bir gün ihtiyacım olabilir diye nesne edinme ve atamama ya da hatıralardan kopamama istifçiliğin içinden çıkılamaz bir durum haline gelmesine neden olabilmektedir. Kişi, duygusal nedenlerle olduğu gibi, başkaları tarafından anlaşılmayan nedenlerle nesneleri güzel ya da yararlı gördüğü için eşyaları saklayabilmektedir.

Çoğu zaman, tutulan nesnelerin çoğunun parasal değeri yoktur veya azdır ve çoğu insanın çöp olarak değerlendireceği nesneler olabilmektedir. İstifleme bozukluğu olan çoğu insan nesnelere çok güçlü bir duygusal bağlılığa sahiptir.

Genel Bilgiler:

İstifleme bozukluğu popülasyonun yaklaşık yüzde 2 ila 6’sında ortaya çıkar ve sıklıkla ciddi sıkıntı ve işleyişe yol açar.

Bazı araştırmalar, istifleme bozukluğunun erkeklerde kadınlardan daha yaygın olduğunu göstermektedir.

Yaşlı yetişkinler arasında da daha yaygın görülmektedir.

İstifleme ortalama 13 yaş civarında ergenlik döneminde başlayan bir hastalıktır. İleriki dönemlerde istifçiliğe başlayanların oranı sadece %2-5 civarında olmaktadır. Buna karşın yetişkinlikte belirti şiddetinin arttığına yönelik araştırmalarda olmaktadır. Genellikle psikolojik destek için ortalama başvurma yaşı 50 olmaktadır.

İstifçilerin genellikle yalnız yaşadığı yapılan araştırmalarda görülmüştür. Biriktirme obsesyonun tam neden başladığı tam olarak bilinmemekle birlikte bireyin genetiğinin ve yaşadığı travmaların istiflemeye neden olduğu düşünülmektedir.

İstifçilerin sergiledikleri davranışlardan bazıları;

İstifçilik bilgi işlem açıkları; duygusal bağlar oluşturmada problemler; davranışsal kaçınma; mal sahipliğinin niteliği hakkında hatalı inançlardan kaynaklanan çok yönlü bir problem olarak kavramsallaştırılmıştır (Frost & Hartl, 1996: 341). Bu dört özel unsur aşağıda açıklanmaktadır (Kelly, 2018):

Biriktirme Bozukluğunun Tedavisi

   TEMB, obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklarda yaygın biçimde kullanılan psikolojik tedavi yöntemidir.

Victor Meyer, maruz bırakma yöntemini gözden geçirmiş ve TEMB’yi, OKB tanısı olan kişilerde kaygıyı azaltmak amacıyla sergilenen kompulsif (abartılı davranış) ritüellere yönelik kullanmaya başlamıştır.

Tedavinin maruz bırakma kısmı, biriktirme bozukluğu tanısı olan insanların belki de en fazla korktukları bir duruma odaklanmaktadır: nesnelerden kurtulma. Tepki engelleme kısmı ise sayma veya eşyalarını tasnif etme gibi kaygılarını azaltmak amacıyla yaptıkları ritüelleri sonlandırmayla ilgilidir.

Uzman psikolog danışan üzerinde bir değerlendirme uygular. Değerlendirme bu hastalığın hayatınızı ne kadar ve ne yönde etkilediği, durumu sizin nasıl algıladığınız, rahatsız olup olmadığınız, ne zamandan beri bu belirtilere sahip olduğunuz gibi soruları içerir. Bu değerlendirmenin sonuçlarına göre uygun terapi yöntemi belirlenir. Genellikle tercih edilen terapi yöntemi Bilişsel-Davranışçı Terapidir. Danışan kendisini istiflemeye yönelten dürtüyü tanımayı ve onu değiştirmeyi, baskılamayı öğrenir.

Danışan ve çevresinin iletişimi ve etkileşimi de çok önemlidir. Çünkü bu bozukluğun temel sebeplerinden biri yalnızlık ve sosyal izolasyon olduğu için, bu süreçte kişinin çevresinden gelen motivasyon ve destek, terapi için oldukça anlamlı ve değerlidir.

Terapi desteği aynı zamanda kişinin kendine ve hayatına yönelik pozitif düşünceler oluşturmasına olanak sağlar. Kendine yönelik yıkıcı düşünceleri yok etmesine bunun yerine pozitif düşünceler geliştirmesine yardımcı olmaktadır.

Ayşegül Sabuncu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir