BİON’UN KAPSAYICILIK KAVRAMI

Bion bebeğin doğumdan itibaren baş edemediği birçok içsel (açlık, susuzluk, gaz sancısı…) ve dışsal uyarana (ortamın ısısı, ses…) maruz kalarak yoğun bir dengesizlik yaşadığını söyler. Bu uyaranlara” beta elementler” der. Bebeğin bakım vereni onunla özdeşim yoluyla ilişkiye geçerek ihtiyacı olanı ona sunduğunda, bebek kapsandığını hisseder.

Ona kendini kötü hissettiren deneyimlerin, bakım veren tarafından iyiye dönüştürülebildiğini farkeder. Bakım veren, bebeği zorlandığında bunu hisseder, düşlemlerini bebeğin hizmetine vererek onu sakinleştirir; böylece olumsuz deneyimleri dönüştürerek tahammül edilebilir kılar ki buna, “kapsayıcı işlevler” denir.

Annenin kapsayıcı işlevini yeteri kadar yerine getirebilmesi için öncelikle kendi duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını regüle edebilmesi (düzenleyebilmesi) gereklidir. Bu konuda sorun yaşamayan anne, bebeğinin ihtiyaçlarına ve huzursuzluğuna karşılık sakin, şefkatli, dengeli ve güçlü kalabilmekte ve bu ihtiyaçları gerektiği gibi karşılayabilmektedir. Bu noktada zorlanan anneler ise genellikle kendi duygu ve davranışlarını düzenlemekte zorlanan ruhsal kapasitesi düşük, tolerans pencereleri dar bireylerdir.

Bebeğinin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarına sağlıklı bir şekilde karşılık verebilen anne çocuğu için güvenli bir bağlanma süreci içerisinde olacaktır.

ANNENİN REGÜLE EDİCİLİĞİ

Özellikle bebeklerin anne karnından itibaren duygularımızdan sorumlu olan beynin sağ yarımküresinin hızlıca gelişim gösterdiği bilinmektedir. Anne karnından itibaren anne ile duygusal bir iletişim içinde olan bebek kendisini ve duygularını düzenleme becerisini temel bakım vereni ile kurduğu bağlanma ilişkisi ile geliştirir. Temel bakım vereniyle kurduğu güçlü bağ ve deneyimler, çocuğun büyürken öğrendiği ve geliştirdiği kendini düzenleme becerilerine katkı sağlar.

Temel bakım verenin özellikle 0-3 yaş dönemindeki bebeğe karşı davranışları, tepkileri, sakinliği ve fiziksel olduğu kadar duygusal ihtiyaçlarını da karşılaması oldukça önemlidir.

Bebekler çocukluk yıllarında sakinleşebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli dış dünyaya bağımlı kalırlar. Kendi kendilerini sakinleştirmeleri ya da dış dünyadan bir uyaran olmaksızın kendi duygularını düzenleyebilmeleri mümkün değildir.

Anne bebeğin maruz kaldığı uyaranları anlayabilmeli ve bu uyaranlar karşısında hayatta kalarak bebeğin ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir.

Anne bebeğin ihtiyaçlarını anlamlandırdığında ve bu ihtiyaçları uygun bir şekilde karşıladığında bebeğin duygulanımları anne tarafından bir anlama bağlanır böylece annenin bu işlevi sayesinde bebeğin ruhsal dünyasında katlanamadığı ve anlamlandıramadığı yaşantılar ve duygulanımlar bir karşılığa kavuşur.

Anne bu ihtiyaçları doğru zamanda ve doğru şekilde anlamlandırarak karşıladığında bebek kapsandığını, kendini kötü hissettiren şeyleri annesinin dönüştürebildiğini fark eder. Bu dönüştürücü işlev sayesinde anne bebeği rahatlatır.

Annenin bu kapsayıcılığı olmadığında bebek ruhsal kapasite olarak gelişemez, bir anlam oluşturamaz ve boşluğa düşer.

Anne ve çocuk arasında kurulacak olan sağlıklı ya da sağlıksız ilişki sadece erken çocukluk dönemini değil çocuğun tüm yaşamını etkiler.

Bebek dünyaya annenin penceresinden baktığı için annenin algısı, annesel bakım ve annenin kapsayıcı işlevi oldukça önemlidir.

ÇOCUKLARIN DUYGULARI REGÜLE ETMESİNDE ANNENİN YAPABİLECEKLERİ

 

ELİF SUDENUR SERDAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir