Hayır diyememe davranışı aslına bakıldığında bir kişisel gelişim konusu. Neden bazen hayır diyemiyoruz? Karar verme aşamasında karşımızdakilere, ailemize, patronumuza, arkadaşlarımıza nasıl anlamlar yükleyebiliyoruz?
Benlik saygısı düşük kişiler hayır demekte daha mı çok zorlanır?

    Benlik saygısı ve boyun eğici davranışlar ilişkili midir?….    

  Benlik Saygısı: 

Bireyin kendisine yönelik olarak geliştirdiği olumlu ya da olumsuz tutum; kendisine ilişkin yaptığı pozitif ya da negatif sübjektif değerlendirmeler ve yargılar; kendi benliğinin duygusal ya da düşünsel takdiridir.

  Boyun Eğici Davranışlar:

Özellikle olumsuz kırıcı duygularını ifade etmekte zorlanan, herkesi memnun etmeye çalışan, kendi isteklerini geri plana atıp hayır diyemeyen’’, iyilikseverliğe fazla önem veren, öfkelerini göstermekte zorlanan, sürekli onaylanma gereksinimi duyan, düşüncelerini ve haklarını savunamayan kişilik özellikleri olarak tanımlanmaktadır.

‘Hayır’diyebilmek neden bu kadar önemli?

Sonuç olarak:

Her şeye evet demenin yanlış olduğu gibi her şeye hayır demek de bir o kadar yanlış. Bu iki sözcüğü yerinde kullanabilmek; ne fazla ‘‘bencil’’ ne de fazla ‘‘iyiliksever’’ olmalıyız.

‘‘Belki’’ kelimesini hayatımızdan çıkarmamız da bize bu konuda fayda sağlayabilir.

‘Evet’ dendiğinde aslında kişi için anlık motivasyonlar ya da ödüller söz konusu olabilir. Kaybetme korkumuz azalabilir, kendimizi sevilen, değer gören, kabul edilen biri olarak algılayabiliriz. İhtiyaç duyduğumuz sevgi, saygı ve kabulü karşılamış gibi düşünebiliriz. Aslında bu durum bir yanılsamadır ve biz gerçeği görmeyiz. Gerçekler, zaman içinde içimizde tuttuğumuz ‘hayır’lar artık oldukları yere sığamayıp taştıklarında ortaya çıkar. Keşke’ler, öfke patlamaları, pişmanlıklar, kızgınlıklar dışa dönmeye başlar.

Muzaffer Şerif’in ‘‘Otokinetik Deneyi’’

Solomon Asch’in ‘‘Uyum-Konformite Deneyi’’

Stanley Milgram’ın “İtaat Deneyi

Film Önerileri:

Kaynakça:

Sude DÜŞÜNMEZ

Bir yanıt yazın