Oyun Terapisi Nedir?

İngiltere merkezli Oyun Terapisi Derneği ise oyun terapisini, “Çocukların davranışlarını değiştirmede, özgüvenlerini geliştirmede, sağlıklı ilişkiler kurmasında çocuklara yardımcı olan etkili bir terapi” olarak tanımlamıştır (British Association of Play Therapists).

OYUN TERAPİSİNİN TARİHÇESİ

 

OYUN TERAPİSİNİN OLUŞUMUNDAKİ 2.ANA GELİŞME:

1930’lu yıllarda David Levy’nin geliştirdiği ‘Salınım-boşaltım’ terapi tekniğidir. Bu teknikte terapist, çocukta stres oluşturan durumları oyuncaklar aracılığıyla tekrar canlandırır. İlk olarak çocuk, oyun oynaması için serbest bırakılır. Terapinin ilerleyen aşamalarında terapist, çocuğun travmalarını oyuncaklarla canlandırır ve çocukla birlikte oynar.

Gove Hambidge adlı terapist, Levy’nin çalışmalarını “Yapılandırılmış Oyun Terapisi” başlığı altında genişletmiştir. Çocuğun oyuncaklar ile endişe durumunu kontrol etmesi hedeflenmiştir.

OYUN TERAPİSİNİN OLUŞUMUNDAKİ 3.ANA GELİŞME:

“İlişki Merkezli Oyun Terapileri”dir. Jesse Taft ve Frederic Allen, ilk çalışmaları yapmışlardır

İlişki merkezli oyun terapisinde diğer terapilerden farklı olarak çocukla terapist arasındaki bağa önem verilmiş ve geçmiş yaşantıları yorumlama ve tekrarlama girişimleri kullanılmamıştır. Otto Rank’ın çalışmasıyla gelişen bu terapide önemli olan çocukla doğal bir ilişki kurmaktır. Bu terapide çocuk, oyun oynayıp oynamama veya oyunu istediği gibi yönlendirme konusunda özgürdür.

Virginia Axline’nın çalışmasıdır. Virginia Axline, Carl Rogers tarafındna geliştirlen ‘Danışan Merkezli Terapi’nin esaslarını oyun terapisine uyarlamıştır ve ‘Yönlendirmesiz Oyun Terapisi’ adıyla yeni bir oyun terapisi geliştirmiştir.

OYUN TERAPİSİNİN OLUŞUMUNDAKİ 4.ANA GELİŞME:

Bu terapide çocuk, iyi donatılmış bir oyun odasına alınır. Çocuğa oyun oynamama veya sessiz kalma özgürlüğü tanınır, çocuk oyunu istediği gibi kurgular ve çocuğa herhangi bir yönlendirme yapılmaz. Amaç, çocuğun kendi kurguladığı ve oynadığı oyunlar aracılığıyla kendini fark etmesini sağlamaktır. Bu terapide çocuğun değişmesi için uğraşılmaz ve herhangi bir yönendirilme yapılmaz. Değişimin ana dinamiği çocuğun kendini fark etmesi ve yöneltmesidir.

Yönlendirmesiz oyun terapisi daha sonra Garry Landreth tarafından iyice kavramsallaştırılmış ve “Çocuk Merkezli Oyun Terapisi” adı ile anılmaya başlanmıştır.

Çocuk merkezli oyun terapisinde çocuğun iç dünyasına açıkça güvenilir. Çocukların doğuştan iyileşme kapasite ile geldiklerine inanılır. Bu terapide çocuk, oyun odasında yolunu oluşturur ve terapist bu yola saygı duyar. Terapist sadece çocuğun içindeki iyileştirici gücün ortaya çıkması için zemin hazırlar.

Klein’in öncülük ettiği tekniklerden biri, minyatür oyuncakların kullanımıdır. Klein minyatür şeklindeki küçük oyuncakları çeşitli kutularda saklayarak çocukların bunlarla oynamasını sağlamıştır. ​

Margareth Lowenfel ise bu tekniği daha ileri taşıyarak “Dünya Tekniği”ni oluşturmuştur. Bu teknik için bir kum tepsisi, suya ulaşma imkanı ve dünyadaki birçok şeyi temsil eden küçük minyatür oyuncaklar kullanılmaktadır.​

Çocuk bu minyatür oyuncakları kum tepsisine dilediği gibi koyar ve oynar. Bu kum tepsileri ağırlıklı olarak bilinçdışı içeriklerin dışa vurumu olarak değerlendirilmektedir. ​

Jung’un öğrencilerinden olan Dora Kalff, Zürih’te katıldığı bir konferansta Lowenfeld’in Dünya Tekniği’ni duymuştur. Daha sonra Kalf, Lowenfeld ile bu teknik üzerine çalışmaya başlamıştır. Kalf, zamanla çocukların kumdaki çalışmalarını Jung’un dile getirdiği içsel psişik süreçlere benzediğini düşünmüş ve çalışmalarını bu konu üzerine yoğunlaştırmıştır. Zamanla bu tekniği zenginleştirmiş ve Lowenfeld’in de onayını alarak bu tekniğe Kum Terapisi adını vermiştir. Bu teknik daha sonra yaygınlaşarak dünyanın pek çok yerinde kullanılmaya başlanmıştır.

TÜRKİYE’DE OYUN TERAPİSİ

Türk-İslam kültüründe oyunun öneminden ilk bahseden kişi İbni Sina’dır. “Her yaşın bir hali vardır. Çocukluğun yakışığı da oyundur” diyerek çocuk için oyunun önemine bahsetmiştir.​

Gazali ise binli yıllarda yazdığı Ihyau Ulumiddin kitabında çocukların sürekli ders ile uğraştırılmasına karşı çıkmıştr. Dersten sonra çocukların oyun oynamalarına izin verilmesini önermiştir. Çocuğun oyundan uzaklaştırılıp derse bağlanması durumunda kalbinin ölüp, zekasının iptal olacağını ifade etmiştir.

Oyun konusunu ele alan en eski kitap Selim Sırrı Tarcan’ın Terbiye-i Bedeniye ve Mektep Oyunları kitabıdır. Bu kitapta çocukların diğer hocalara olduğu kadar bir oyun hocasına da ihtiyacı olduğu ve oyunun en az okuma yazma kadar önemli olduğundan bahsetmiştir.

Ülkemizde oyun terapisi ile ilgili yer alan ilk kapsamlı kitap Berka Özdoğan’ın ‘Çocuk ve Oyun: Çocuğa Oyunla Yardım’ kitabıdır. Aynı şekilde ülkemizde bu alanda ilk ders veren kişi de odur. ​

2012 yılında Oyun Terapisi Derneği kurulmuştur.

 

FATMA ÇELİK

ESMA OĞUR

Bir yanıt yazın